Türkçeİngilizce

06.07.2017 Sıcaktan mı, neden bilmem

Sararmış reng-i ruhsârın? 

 

Ben Yücel ablama söz verdim, yazılarım uzun, o bile sonuna kadar okuyamıyor, önerdiği 5’li kuralı uygulayacağım, 5 paragraf, her paragrafta 5 tümce, her tümcede 5 kelime…Yücel ablam sanıyor ki öyle yazarsam başta kendi, bütün o akıl vermede üstüne yok allame-i cihan ve dünya gailesi yüzünden bir köşe edinemeyip, engin fikirlerinden âlemi faydalandıramayan yetenekliler okuyacak, okumakla kalmayıp anlayacak… 

 

Sıcaktan değil bi kere (bunu, latifeyi anlamayan kendinden düzeltmenler yazıyor, anında…), kederden mi olacak… Kederden mi neden bilmem, sararmış reng-i ruhsârın? Kimin reng-i ruhsârı? (söz: A. R. Altınay, beste: Nasibin M.Yürü, makam Hicaz) 

 

Darbeye darbe diyemeyenin, ihtilal oldu sevinci ve coşkusuyla o meş’um gece birbirine sarılıp kutlayanların, alafucuruk bozduman muhalefetin, budanıp indirilen çeyrek ve binde bir yüzdeli partilerin, söyleyecek sözü, direnecek gücü, ardından yürüyeceği lideri olmayanların… 

 

Bir yıldır sararıp solmakta, ah vah etmekteler. 

 

Ne 10. yıl marşı kurtarıyor, ne koca adamların siyah önlük beyaz yaka giyinip ortaya dökülerek bayrak sallaması, ne dedikodu pazarında ekran üstünden küfretmek… 

 

Zarif ve had safhada sarışın çapulcu bi ham’fendi buyurmuş, ‘baştaki çobanın ardına takılmış koyunlar’ deyu…

 

Seslenişteki zerafete bakar mısınız? Üç yıl önce ana muhalefetin başı demedi miydi, Samanyolu canlı yayınında, bu dediğiyle böylelerine çığırma/saçmalama/küfretme yolunu açmadı mıydı; ‘emin olun yurt dışına kaçmaktan başka çaresi yok (Erdoğan’dan için diyor). Kaçsa da onu bu ülkeye getirceğiz. Yargılanacaktır, bunun kurtuluşu yok.’ 

 

Hızını alamayıp, ‘darbeci, diktatör, malı götüren, yürütme organı başı’ diyerek, yurt dışına kaçacağı kesin ya, uygun ülke de arayıp bulmuştu,’ Ömer el –Beşir’in ülkesi Sudan…’ 

 

Adalete doğru mu, Erdoğan’a karşı mı yürüyorsunuz arkadaşlar? 

 

Diye aklından geçiren vardır elbet… 

 

Yürüyüşe çeyrek kala ana muhalefetin grup başkanvekili Altay, ‘Türkiye’nin diktatörün çiftliği olmasına müsaade etmeyeceğiz. Gün gelecek Erdoğan uluslar arası mahkemelerde savaş suçlusu olarak yargılanacak!’ dedi mi, demedi mi? 

 

Sıcaktan mı, zekâdan mı, kederden mi sararmış reng-i ruhsârları, denli densiz konuşuyor dilleri, valla bilemedim? Ben bunca perişanlığı beş paragrafın beşer kelimelik beş cümlesine nası sığdırayım Yücel abla? 

 

Yürüyüşe başlarken ne dedi? ‘Topraklarımızda bir dikta yönetimiyle karşı karşıyayız. 

 

Dikta istemiyoruz.20 Temmuz darbesini yapanları istemiyoruz!’ 

 

Haydaa… 

 

‘Seni yerler yerler… Seni ham yapar bu zilliler… Sallamadan/kıvırtmadan yürü… Yoksa günah bizden gider… Bu kadar cilvelisi olur mu be erkeğin/ anlayalım artık, hop usta/ sen başımıza bela mısın?’  Yok, karıştı, bunlar Sezen’in şarkısında… Sıcakta karıştırıyo insan …Ama şarkı sözleri fena olmadı sanki, ucundan kıyısından uydu mu neyci? Nasıldı o? ‘Sen bizim mahalleye geldin geleli canım/Bizde ne akıl kaldı ne de fikir, bittik/ O endam eda nedir öyle, hey yavrum?’ 

 

Acizane şöyle düşünmekteyim: Eltimin yoğurt mayalamasına benziyor bu iş… Kırk kitap karıştırıp, sütçüden poşet içinde ekşimiş maya alıp, kimi ‘yoğurda ayarlı ısıtılmış fırına at, ağzı açık mayalanır o ‘dediği için fırında, kimi ‘ağzı açık, az örtülü bırak, mayalanır belki, kendi usulünce, ‘ dediğinden tezgah üstünde iyi temennilerle mayayı süt-şeker katmadan mayaladım sandığı gibi… 

 

Öyle ya da böyle ekşimiş bir süt çıkıyor ortaya ama, olması gereken bu mudur? 

 

D.Bakır eski baro başkanı Tanrıkulu ana muhalefet vekili olunca Kürt oylarını arttırdı mı? 

 

Yoksa ayrılıkçılar, PKK’cılara mı gel etti? 

 

F. Özkan’ın köşesinde dediği gibi, ‘eski İslamcı Bekaroğlu parti genel merkezine cep mescit açtırınca, CHP.lilerin dindarlara bakışında değişim mi oldu, dindar muhafazakarlar akın akın partiye mi geldi?’ (Star, 4 Temmuz) 

 

En nihayet bir hareket…Bakarsınız tutar, diye umup umsuruk olunuyor… 

 

‘Kontrollü darbe’, ‘tiyatro’, ’20 Temmuz darbesi’ laf salatası peki? 

 

Hocanın yoğurdu Akşehir gölünü mayalar, ama, bu laf salatası siyasete tad vermez, tersine asıl niyeti açık eder. 

 

Elbet bir yerde bıçak kemiğe dayanır ve ana muhalefet partisinin samimi, vatansever, terör karşıtı kişileri sorar, Fetö mağdurları ve açık işgal için niye yürünmedi, diye? 

 

15 Temmuz’da  Atatürk havalimanından çıkıp, hızla uzaklaşılacak araca gitmek yerine, en yakındaki tankın üstüne çıkmak, tankın yakınına sokulmak on metre falandır, sanırım, dikkatle izleyeceğine, darbeye/işgale hayır demek… Millet ölürken…Ölerek vatanı kurtarırken, hey yavrum… 

 

Asıl anlamlı yürümek, en kısa yoldan en doğru noktaya yürümek, işte o yürümekti!


Facebook

17/08/2018 Gün Ortalama:61  Bugün 43 Ziyaret var  Sitede 1 kişi var  IP:54.80.93.19