Türkçeİngilizce

19.05.2016 Erkekliğe teşne kadınlar

Toplumda huzur eksildikçe, (hoş ne zaman dipten doruğa huzurlu olduk ki biz?) çocuklar ve kadınlar öldürüldükçe, ağzımızın gönlümüzün tadı habire kaçtıkça, kadınlar arası söyleşilerin ana konusunun ne olduğunu düşünmeden edemem…

 

Elbet farklı ortamların başka kültürel kimlikten kadınlar arası söyleşilerin.

 

Şu sıra gene bunu düşünüyorum. Ama erkekliğe teşne siyasetçi kadınları daha çok düşünüyorum.

 

Hoş, face denen kenar mahalleye gözaltınca kimin ne konuştuğu, neyi kasıtla sustuğu, davul çalarak paylaşılan haberlerin tamama yakınının nasıl yalan olduğu az çok belli oluyor.

 

Eskiden ufuklar dardı, üç beş küme vardı, partilerin gençlik ve kadın kolları, igd / ikd, adı saklı illegal sol örgütlerin bilinmesi gerektiği kadarı, yerüstüsü, tarım ve kent kesimi kadınların kabul günleri, erkek cephesinde kıraathane ve Pazar söyleşileri, düğün-dernek geceleri, gazete ve dergi, yayınevi oturumları, maçlar, kırlar, miting alanları…

 

Şimdi ufuklar gene dar ya da geniş ufuklu olması beklenen/gerekenlerde ufuklar daha da çekmiş, daralmış, ancak meclisler çoğalmış, söylemler azalmış, anlamsız olmuş, neymiş 21.yüzyılmış… Siyaset ve sanat yaptığını sananların çapına bakınca, yemişim onların yeni yüzyılını, yeni insanlığını…

 

Geçtiğimiz yıl kahraman kadınları toprağa verdik, Sennur Sezer ve Gülten Akın’ın (ve elbet eski kayıp Duygu Asena’nın, Leyla Erbil ve Nezihe Meriç’in ) yokluğu hâlâ içimi yakar. Tam da bugünlerin savaşçısıydılar, nasıl gerekliydiler hepimize…

 

Susmaları bile ağırdı, yol gösterendiler, içleri sızlayan, kalbi kevgire dönmüş, ama kılıç eyledikleri kalemlerinin ağırlığı zerrece azalmayan kahramanlarımdı onlar.

 

Sanırım şimdi en can yakan, içi sızlamanın ne olduğunu bilmeyen kadınların hayat ve siyaset cephesinde kör süngü takıp öne düşmesi…

 

Mayası ekşimiş kadınlar bunlar ve en az erkekler kadar dikkat edilmeli onlara.

 

Bir bunlara bakın, bir o yiğit kadını hatırlayın, teröristin (hani hendek kazıp hoppacık oynayan arkadaşların) vurduğu, can çekişmekte olan askeri dizine yatırıp, duayla, seve okşaya uğurlayan Kürd anayı…

 

Nerede bu kadının asaleti, nerede dokunulmazlığının kaldırılması gerekenlerin sakaleti?

 

Kadının sezgisi iyidir, gene yaslanılacak üç beş dağdan biridir kadın…

 

Dokanak taşı olduğu erkek milleti bile hakkından gelememiş, hayat mı gelecek?

 

Kadının kıymeti bilinse, seçimine saygı gösterilse, kadın şiddetine en ağır ceza kesilse, hafifletici neden söz konusu bile olmadan ve elbet sığınma evleri çoğaltılsa, yeri (olması gerektiği gibi)saklı tutulsa, hani dolmuş durağı adı olmasa, ‘kadın sığınma durağında inecek var’, denmese…

 

Kadına iş ve hayat, eğitim desteği verse, onu mutlu da etmesi gereken devlet…

 

‘Gülün, çünkü gülmeyi kimse yasaklayamaz/ gülün, çünkü gülmek herkesin anadili/ Dağları yürütür gibi gülün/ Yitip giden yıllarınızı dağda bırakmayın, yarıda bırakmayın/ Bir göğüs dolusu hıncı dağıtıverin ellerinizle…’ der, Cahit Koytak. Belki esaslı şiirlerle yürüsek, söyleşsek daha az yanılırız...

 

Ve düşünürüz, ister kadın meclislerinde ister kendi kendimize, siyasi söylemler, akıllar, parti liderlerinin bazısının boş, bomboş, tıntın olduğunu…Hadi bu durum,  o kuklaların ipini oynatanların kastı, öte yandan tonla bombanın yok ettiği son 13 canın tabutlarının boş olduğu peki?..

 

Bir ölüsü bile olamayan, terörist silip yok edince, birkaç gramlık yükle boş tabut taşıyan acılı insanların ülkesi, ülkemiz…

 

Baştacı edip durduğumuz kahraman kadınların, önce kendi hemcinslerinden korunması da gereken ülkemiz…

 

Terörün emrine amade partinin sözde liderine, seçimlerde ortalığı nasıl da salladıklarını iftiharla sunan(!) kadınların…

 

Partisine lider olacağını sanan/uman kadın siyasetçinin tuhaf ortaoyununu kadın seçmen anlamadı mı sanıyorsunuz?

 

Anlıyor, oyunu ona göre veriyor, ama kör ve sersem olan bazıları bunda da mızıkçılık ediyor…

 

Sonra da, çözüm üretecek akıl olmayınca ve elbet siyasi terbiye eksikliğinden, kana ve küfre yaslanıyor

 

Tel örgü bekçiliğiyle böbürlenip, çemkiren kadın siyasetçi… Uyaran kocasını hışımla kovunca kahraman oldum sanan hani...

 

Kadınlar seziyor oysa, da sezdiğini bazı kadınlar sezemiyor, kol kırılır yen içinde, baş kırılır fes içinde mi diyorlar?.. Yahut hesabını sandıkta elbet soracaklarını mı düşünüyorlar?

 

                                                                * * *

 

Yanlışı, tuhaflığı, düzeysiz öfkesi ve çemkirmesiyle, erkek hoyratlığına / erkeksi mantık ve mantıksızlığa imrenişiyle hatırlanmak,(biz bu türün eskisini de iyi biliriz) bir kadın siyasetçi için ağırlaştırılmış müebbet değil mi?

 

Tanrım bizi kendimizden koru, erkek acımasızlığı ve arsızlığının ilmini almış, buna özenen hemcinslerimizden de koru.

 

Ahmak, çakma liderlerden, edepte dibe vurmuşlardan, söyleyecek akıllı bi söz bulamayıp küfre sarılanlardan, kör kılıcıyla çelik çomak oynamaya kalkıp kendi kan revan içinde kalan, bu arada kafa göz yaran siyasetçilerden koru.

 

İşimizin Allah’a kalmasından da koru.

 

Kadınlar, (ortalığı sallayan kadın vekille, ‘lider olucam!’ diye yırtınan eski kadın vekili kastetmiyorum Yarabbicim, aman ha, anladınız siz onu…)  yani esaslı kadınlar, mecburcular, onlar zaten zorunlu kahraman, ebedi kadrodan, hiç değilse bu kökten sürme kahraman kadınların karşısındakini akıllı eyle, edepli eyle, sahiden erkek eyle…


Facebook

17/08/2018 Gün Ortalama:61  Bugün 43 Ziyaret var  Sitede 1 kişi var  IP:54.80.93.19